Milattan önce 4000-4200 yılları arasında eski adı ‘Samakofçuk olan Kırklareli’ne bağlı bir ilçemizdir. Büyük Kurtarıcı Mustafa Kemal Atatürk’ün Büyük Nutuk’ta da “Milli Şehit” olarak tanımladığı Hamdi Bey’in kaymakamlığı sırasında büyük imar hareketlerine sahne olmuştur.

İğneada çevresinde yörenin tarihine ışık tutan birçok tarihi yapı yer almaktadır. 

Ø Sivriler köyü Çatalarmut mevkiinde Cenevizlilere ait yıkılmış kalelere rastlanmaktadır.

Ø Ayrıca köy içerisinde Traklara ait evleri andıran eski yapılı sazlık evler bulunmaktadır.

Ø Yine Sivriler köyü Erikli bölgesinde Traklara ait mezarlıkların olduğu söylenmektedir.

Ø Hamam gölü ile Bulanık derenin denize döküldüğü yer arasında kalan ve Aypolos denilen bölgede tümülüsler, höyükler, eski bina kalıntıları ve kırklara ait mezarlar yer almaktadır.

Ø Longoz ormanı içerisinde Traklara ait kazıklar üzerine oturtulmuş eski, ahşap ev kalıntıları olduğu söylenmekte fakat yeri tam olarak bilinmemektedir.

Ø Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde 1660 yılında İğneada açıklarından geçerken Bulanıkdere’n denize döküldüğü yerde üzeri kiremitli yaklaşık 300 haneli bir Rum yerleşim yerinin olduğunu yazmıştır.

Ø İğneada açıklarında birçok gemi batığı yer almaktadır. 2. Dünya savaşı sırasında Yahudileri taşıyan bir gemi bu sularda batırılmıştır.

Ø İğneada Parkı yapımında da Osmanlı dönemine ait birçok top ve gülle bulunmuştur. Yalnız bu toplar tehlikeli olacağı düşüncesiyle patlatılmıştır.

Ø Sadece doğal güzellikleri ile değil tarihi anlamda da güzel bir yolculuk için; Demirköy FATİH Dökümhanesi ;

İstanbul’un Fethi tarihin akışını değiştiren çok önemli bir kırılma noktasıdır. Günümüzde fetihin şanı ile şanlandırılıp Fatih Dökümhanesi diye anılan Demirköy Dökümhanesi, aynı zamanda Osmanlı’nın ilk endüstri-savaş endüstrisi merkezi olarak değerlendirilebilir.